SAVAŞ

 

 Savaş...

"... Hükümetlerin özünde itaat etmek değil, buyurmak vardır. İşte bu nedenledir ki, hükümetler daima buna yönelecek ve iktidardan isteyerek hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerdir. Hükümetlere iktidarı ordu sağladığına göre, hükümetler hiçbir zaman kendi var olma nedenleri olan ordudan, kısacası savaştan vazgeçmeyeceklerdir."
L.N.TOLSTOY
Toplumsal hayatta kimi küçük insan grupçuklarının, kimi zaman da büyük yığınların liderlerinin sarsılmaz ve inançlı takipçileri olduğunu sık yaşar olduk.
Siyasal yelpazede '' sosyal demokrat'' bir dünya anlayışında liderler geçici görevler edinmiş kişiler olması gerekirken bizde bir koltuğa oturanı '' o '' koltuktan kaldırabilene aşk olsun...
Lider bir anlamda orkestra şefi olması gerekirken Afrika kabile şefleri gibi aynı zamanda ''büyücü'' misali gaipten haber veriyor. Demesi o ki; bensiz olmaz. ''Aman ha ben gidersem tufan olur!...''
Grubun birlikte hareketlerini kolaylaştıran,görev ve işlevi bittiğinde yerini gençlere korkmadan devredebilen kişiler lider olma özelliğine sahiptir. Lider sözcüğünü bu anlamda kullanları eleştirmiyorum. Bu sonderece olumlu... 
Özgürlük ,devrimcilik ,işsizlik gibi '' sol '' jargonlar kullanıp sonrada koltuğa yapışmak bizim liderlere has bir özellik olsa gerek.
Otoriter liderliğin en uç örneklerini başta aşırı muhafazakar ve gerici yapılarda görmekteyiz zaten.Dinsel gelenek içinden çıkıp gelme AKP biat kültürüne en yatkın partilerden birisi. Mürit uçurur misali; şeyhlerinin uçtuğu felan yok aslında... 
Demokratik ortamda kolay organize olayan bir toplum sorunumuz var aslında. güçlü lider arayışıda bundan kaynaklanmakta. Sözde çağdaş olduğunu savunan demokrat olma özelliklerini sadece tüzüklerinde bir çağrışım amaçlı kullanan partilerde güçlü liderleriyle övünmekten kendilerini alamamaktadırlar.
Bir tiyatro yönetmeni olarak; yarı tanrı ya da tanrısal güçleri kullanmak eğlenceli de olsa olası bir hata veya başarısızlık anında yalnız kalırsınız. Bizler bunu durumları siyasal liderlerden daha sık yaşarız...
Bu yaklaşımların ne denli sakıncalı olduğunu hepimiz yaşamaktayız. Ancak bu denli olmasada biat kültürüne yakın bir ölçekte korku ve çıkar ölçeğinde biat eden bir sözde ilerici-laik bir tayfa var ki; bu daha sakıncalı çünkü bu gerçek anlamda ilerici olan halk kitlelerini bile etki altına almakta...
Kökeni insanlık tarihi kadar eski olan güçlü lider arayışı günümüzde hala etkisini sürdürüyor demek oluyor bu da... Tanırlaşmanın yada yarı tanrı kabul edilmenin yanıltıcılığının farkında olmayan liderler et yiyen yandaşları tarafından ot yiyen oydaşlarına karşı kullanılır hale getiriliyor.
Sosyal katmanlar içinde adı ve doğrultusu ne olursa olsun '' sol '' söylemli hiç bir kitlesel grup ve parti liderinin bu yarı tanrılaşmayı kabul etmemiş olmasını temenni ederim.
Demokratik ortamda kolay organize olamayan ve bunu hazmetmeyen bir çeper yada aura oluşturan bu '' et yiyen'' tayfanın kimi liderleri nasıl harcadığı apaçık ortadayken ; ''ot yiyenlerin '' oyunu almak için kendilerini şirin göstermelerini doğru bulmuyorum. 
Umarım uyarım; son uyarım olur!....
 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !